Real Madrid'e transfer olan Mesut Özil Almanya'nın Belçika karşısındaki 11'inde idi. Öyle ahım şahım bir oyun da çıkarmadı. 88.dakikada oyundan alındı. Almanya'nın maçı önde götürmesi de Mesut Özil'in daha önce oyundan alınmamasına neden olmuş olabilir. Sanırım bu , bir sonraki maç için bir mesajdır oyuncuya.
Bizim teknik direktörlerimiz böyle bir durumda oyuncuyu ilk yanlış hareketinde dışarı alırlardı . Amaç, mesaj vermektir : "Real Madrid'e de gitsen burada patron benim , oyundan alırım."
Bir de "alkışlatmak için oyundan aldı" inanışı vardır. Son dakikalarda oyundan alınanın yerine giren "figüran" durumuna düşer.
Milli olma sayısı düşünülerek son dakikada kendisine "milli forma teslim edilen"ler de vardır.
Geçmişte kendi takımında oynamayan oyuncuları oynatan teknik direktörler de gördük. Mesaj açık orada da : "Sizin oynatamadığınızı BEN oynatırım"
Böyle, anlamı kişiselleştirilebilecek mesajlara tanık olunca futbolun bir taktik işi olmadığını düşünüyorum bazen.
Şimdi kendi takımında oynamayan Kazım'ı milli kadroya almışlar ve oynattılar. Oğuz Çetin seçtiği , Hiddink oynattığı için bu olayda "Avrupalı kafa"nın etkisi üzerine yorum yapmak için erken. Takım kazandıkça da sorun olmayacak.
Brezilyalı oyuncuların özellikle Türkiye'ye transfer döneminde milli takıma alınıp sonra bir daha hatırlanmamaları da bir Brezilya'nın ihracat oyunu gibi geliyor bana.
Gazetelerdeki transfer dedikodularının oyuncu menecerlerinin gayretleri sonucu olduğu da açık değil mi ! Gazeteler bu oyuna nasıl düşerler acaba ?
Rijkaard'ın beden dili de kendi başına mesaj !
Oyuncuların gol sevinçleri de mesaj iletmek için kullanılıyor. En son maçta , Alex'in kornerden gelen pasını Lugano kafa ile gol yaptıktan sonra Alex,Lugano ve Bilica'nın birbirlerine sarılırken etrafa attıkları bakışlar ile nasıl bir mesaj verdiklerini de gidişattan çıkaracağız artık.
Melih Anık
3 Eylül 2010 Cuma
1 Eylül 2010 Çarşamba
Teknik Adam Seçme Kriteri
Alman disiplini lâzım: Löw
Şeytan gibi : Rıdvan Dilmen
Yıldız tanımaz ve sert : Zeman
Derbi kralı : Turhan Sofuoğlu
Bizden olsun : Mustafa Denizli
İstikrarı koruyalım : Oğuz Çetin
Ülkeyi biliyor : Daum
Başarıya aç olsun : Zico
Tecrübeli olsun : Aragones
Bizi tanıyor : Daum
Evlâdımız : Aykut Kocaman
Sıradaki : ????
Şeytan gibi : Rıdvan Dilmen
Yıldız tanımaz ve sert : Zeman
Derbi kralı : Turhan Sofuoğlu
Bizden olsun : Mustafa Denizli
İstikrarı koruyalım : Oğuz Çetin
Ülkeyi biliyor : Daum
Başarıya aç olsun : Zico
Tecrübeli olsun : Aragones
Bizi tanıyor : Daum
Evlâdımız : Aykut Kocaman
Sıradaki : ????
8 Ağustos 2010 Pazar
Aziz Yıldırım Alex’e "Takımı Toparlayın" Demiş
7 Ağustos 2010 tarihinde çıkan Hürriyet’teki habere göre :
“Aziz Yıldırım sert çıkmış” (Hürriyet hep başlıkları böyle ‘sert’ atıyor) ve demiş ki : “Bu takımı bir an önce toparlayın"
Habere göre :
"Young Boys hezimetiyle krize giren F.Bahçe’de kulüp başkanı Aziz Yıldırım duruma el koydu.
Yıldırım dün kulübe çağırdığı Lugano ve Alex’le bir görüşme yaptı. Önce Lugano’yu kabul eden Yıldırım, “sakatlığın ne durumda. Ligin ilk maçına yetişecek misin?” diye sorup, durumu hakkında bilgi aldı . Ardından kaptan Alex’e, “Bu takımı bir an önce toparlayın” talimatı verdi. Teknik direktör Aykut Kocaman dün akşamki antrenman öncesi tesislerde Alex , Emre ve Volkan ile bir görüşme yaptı. Ligin başlamasına kısa bir süre kaldığını hatırlatan Kocaman, “Artık toparlanmalısınız. Herkes kendine dikkat etsin” ifadelerini kullandı.” (http://www.hurriyet.com.tr/spor/futbol/15504350.asp?gid=373)
6 Ağustos 2010 Cuma
“Büyük Kulüp” Bunu Yapar mı ?
Spor Yazarı Alaattin Metin Akşam’daki köşesinde “Büyük İddaa” başlığı ile bir yazı yazmış. Fenerbahçe kulübünün “iç işlerinden” haber vermiş.
Yazıda Lugano, Guiza, Önder,Deivid,Kazım,Semih,Volkan Babacan, Christian ve Santos var.
“Lugano’nun ayağındaki yırtığa rağmen 5 gün sonra (Ağustos) milli maça gitmesine ne demeli”ymiş ! Avrupa’da bir takım ile anlaşmak üzere olduğu için Avrupa kupası maçında oynamadığı “iddia edilmiş”. Oyuncunun sakat olmadığını “iddia edenler” varmış.
Getafe, Guiza’ya durumunu çöz de gel demiş.
“Aykut Kocaman, Kazım, Semih, Deivid, Önder ve Volkan Babacan gibi sorun çıkaran, düzeni bozulan futbolcuların kulüple ilişkilerinin kesilmesini istiyor.”
5 Ağustos 2010 Perşembe
Artık Yama Tutmaz - Fenerbahçe Sezonu Bitirdi
Aykut Kocaman Young Boys’a elenmenin ardından yaptığı basın toplantısında her zamanki gibi “açık” konuştu.
"Doğrusunu söylemek gerekirse birikmiş sorunlarımız var. Bunlarla yüzleşmek zorundayız. Gol sorunu ve gol yeme sorunu her zaman olabilir. Bir takım için 'Çok gol yiyor' veya 'Atamıyor' denilebilir. Her zaman söylenen klişelerdir bunlar. Ancak, Fenerbahçe'deki 13-14 aylık serüvenim içinde dışarından da gördüğüm şey; birikmiş sorunlarımız var ve bunlarla yüzleşme zamanımız geldi. Geçen sene veya Daum'dan dolayı oldu diye asla demiyorum. Genel olarak söylüyorum bunları. Bunları tespit ve tedavi etmesi gereken de benim. Bunu söylüyorum en azından" dedi.
Bu beyandan ortaya çıkan Kocaman’ın “birikmiş sorunları” bildiği ve buna rağmen görevi kabul ettiğidir . Demek ki sorunların düzeleceğine ve kendisinin düzelteceğine inanmış. Daha da önemlisi bu sorunları düzeltirken yaşanacak süreçte camianın yaşanacaklara dayanabileceğine de inanmış. Zamanı gelen (hatta geçmiş) “yüzleşme” tek taraflı olmaz ki . Kocaman da “aynaya bakmak”tan söz etmiyor herhalde. Sorumluluğu üstlenişi de ondan beklenen bir “duruş”.
18 Temmuz 2010 Pazar
“Futbol bir Eğlence” midir ?
Fenerbahçe ilk hazırlık maçını yaptı ve Az Alkmaar’a 2-0 yenildi.
İlk maçların hep bir özrü vardır..
Antrenman yüklemesi , yeni kadro , yeni sistem vb..
Az Alkmaar maçı için yapılan 150 km yol, aşırı yağış ,fırtına da eklenebilir.
“Çimenler kesilmişti ( kesilmemişti )” , “maçın geç başlaması konsantrasyonu bozdu” , “tribünler sahaya çok yakındı” , “seyircinin tacizi futbolcularımızı etkiledi” vb gibi özürler de sıralansa şaşırtıcı olmaz. Malum bizde “taciz edildim” diye sahadan çıkan oyuncu var.
As oyuncuların olmaması da bir mazeret sayılabilir.
Fenerbahçe TV’sinde “yorum yapma izni” alabilenler eminim ki daha çok bahane bulabilirler.
Ama gerçek ortada..
Fenerbahçe’nin oynadığına sanırım “çağdaş futbol” denmiyor.
13 Temmuz 2010 Salı
“Can-ı Gönül” ve “Gümbür Gümbür” ve de Motivasyon…
Fenerbahçe Teknik Direktörü (ve de “Sportif Direktörü”) Aykut Kocaman Belçika kampının başında oyunculara hitaben bir konuşma yapmış. (www.fenerbahce.org.tr/fb2008/detay.asp?ContentID=20167)
Konuşmada iki cümle dikkatimi çekti :
“İlk bölümde çalışan grubu canı gönülden tebrik ediyorum.”
“ Hepinizin katkısıyla Fenerbahçe bu sezon gümbür gümbür gelecek."
24 kişilik kadrosunun(ve de sahadaki 11’nin ) nerdeyse yarısı yabancı olan ve yarısı , teknik direktörün söylediklerini , tercüme edilirse anlayan bir takımda bu iki cümle yabancı oyunculara nasıl anlatıldı ve anlatılanı , yabancı oyuncular nasıl anladı acaba ?
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)